Özenli bir hayat üzerine yüreklendirici bir sohbet

Uzunca bir süredir, hap bilgilerin, biraz çaba veya zahmet gerektiren, derinlik isteyen, insanı zorlayan tecrübelerin değil de kestirme yolların arandığı, adeta masaldaki gibi önüne ekmek kırıntısı serilmiş yol haritalarının, mucize kabilinden başarıların sırlarını veriyor bize kitaplar, sosyal medya hesapları. Mutluluğun, başarının, hatta âşık olmanın yollarını, birinin özetlediği bilgileri arıyor herkes. Vedat Milor, ‘Hesap Lütfen!’de kısacası tüm bunlara o iş öyle kolay değil diyor.
Çünkü en başta kendisi kolaya kaçmayan biri, Milor. Konfor alanından çıkmaya cesaret eden, rahat ettiği yeri değil de biraz daha risk aldığı bir hayatı seçen, bunları yaparken de tavizsiz olabilen, kendinden ödün vermemek için özen gösteren biri. Kronik Yayınları’nın Yenal Bilgici’nin İlber Ortaylı ile söyleşisiyle başlayan serisi, Doğan Cüceloğlu ve Ahmet Mümtaz Taylan’ın ardından Vedat Milor’la devam ediyor. Nurhak Kaya’nın yaptığı nehir söyleşiyi okurken en çok şunu düşündüm; herkesin herkesi, her şeyi biraz esnetmeyi makul bulduğu, bir kereden bir şey olmaz dediği dönemde, keskin sınırlar çizmek ve prensipli olabilmek sahiden hayranlık uyandırıcı ve okuyacak gençler için yüreklendirici bana kalırsa.

Elbette ben de pek çok insan gibi, özellikle de ismine bakınca gastronomiye dair bir kitap olduğunu düşündüm. Ancak değil. Kitap, ‘Zor zamanlarda ayakta kalma stratejileri’, ‘İş yaşamında duvara çarpmamak için’, ‘Türkiye asalak sınıftan nasıl kurtulur?’, ‘Yeme içme kültürü için para şart mıdır?’ gibi bölümlerden oluşuyor. Ama elbette ki söz kaçınılmaz olarak yemeğe geliyor. “Osmanlı’da trüflü, ıstakozlu tirit bile var” diye anlatıyor. Ve pek çok konudaki taklitçiliğin, tektipleşmenin, vasatlığın hayatın her alanını kuşattığını tekrar anımsatıyor bize. Türkiye’deki sosyal medyada iyice net gördüğümüz her konuda takım tutma meselesi, Vedat Milor’un anlattıklarında da yeniden belli oluyor. “Ülkemizde gastronomi yazmak neredeyse mümkün değil. Çünkü tepki alıyorsun. Başkalarının sevdiklerini beğenmediğinde onlara kişisel bir hakaret etmişsin gibi algılıyorlar” diyor.

Vedat Milor, pek çok insanın genelde satır arasında ima ettiği şeyleri dolambaçsız bir şekilde anlatıyor. Toplum, devlet ve Türkiye hakkında müthiş doğru tespit ve gözlemleri var. Türkiye’de tufeyli sınıfın hâkim olması konusu, söyleşinin bana göre en can alıcı yerlerinden biri. Komut kültürünün yerleşikliğinden, insanların davranışlarının sorumluluğunu alamadığından, yetişkin olamayışımızdan, tufeyli sınıfından, liyakatten söz ediyor. Kendisi bir değer üretmeyen, çaba harcamadan, kendini yetiştirmeden yırtmanın yollarını arayanlardan. Ancak Milor sadece şikâyet de etmiyor. Kendi süzgecinden geçirdiği çözümlerini de sunuyor bahsettiği sorunlara.

Bu arada, birçok insana onu en çok etkileyen kitapları, filmleri sormaz olduk sohbetlerimizde. Nurhak Kaya kitapta Vedat Milor’a hayatını etkileyen 10 kitap ve 10 filmi de sormuş. ‘Hesap Lütfen!’ için ilk bakışta öyle gibi görünse de herhangi bir konuda rehber dememiz mümkün değil. ‘Hesap Lütfen!’de Vedat Milor, okura soru sorduruyor, düşündürüyor, bence tam da istediği gibi. Milor, bugüne dek bize kattığı, bakış açımızı derinleştiren yazıları, yemek programları, sosyal medyaya yüklediği yine pek çok derin bilgi içeren kısa ya da uzun videolarıyla birlikte bu kitapla da hayatta bazı şeylere sıkı sıkı tutunmanın, bazı prensiplere, bazı değerlere inanmanın ve inat etmenin hiç de fena bir şey olmadığını hatırlatıyor.

Özenli bir hayat üzerine yüreklendirici bir sohbetHESAP LÜTFEN!
ÖZGÜN, DENGELİ VE LEZZETLİ
BİR YAŞAMIN PEŞİNDE
Vedat Milor
Söyleşi: Nurhak Kaya
Kronik Kitap, 2021
272 sayfa, 35 TL.

SIRADAKİ HABER

Soundgarden’ın tarihi belli oldu

Kendine Has Babylon Soundgarden bu yıl 27 Nisan Cumartesi günü Yapı Kredi bomontiada’da 3 farklı sahneyle müzikseverlerle buluşacak.